Bugün serviste Tiesto dinleyerek geldim iÅŸe. Bugün iÅŸyerindeki son günüm olmasından mıdır, yoksa Tiesto‘nun harmanladığı içi boÅŸaltılmış müziklerden
midir nedir, hayatı sorguladım. Tiesto konusuna da değineceğim yazının sonunda. Çok kompleks bir sorgu değildi ama güzel sonuçlar elde ettim:) Sahilden geçerken gördüğüm her zamanki klasikleşmiş görüntüleri sorguladım önce. Herkes kurulmuş, programlanmış gibi. Sahildeki spor aletleriyle spor yapmaya çalışanlardan başladım. Öyle acayip görüntüler oluyor ki şaşmamak elde değil. Spor aletinin nasıl kullanıldığı bilinmese bile, önemli olan kendini yormak, ter atmak mantığıyla, mantıklara sığmayan hareketler, amcalı teyzeli spor grupları, spor aleti değişim sırası filan. Hiç unutmam eşofman üzerine türban takmış (karşı değilim ama teyzelerim yakıştıramamıştı), inşaat paravanlarının arkasına saklanıp ısınma hareketleri yapmaya çalışan teyzeleri. O zamanlar yanımda Fatih de var, sanki teyzeler kanatlanıp uçacaklarmış gibi hareketler yapıyorladı ya anlam veremedik, anlam veremeyince de güldük haliyle
Yürüyüş yapanlar da ayrı bir konu. Hızlı hızlı yürüyüşler, yürüş sonu tost ve yemek depolamaları. Hayır az önce yaktın azıcık, neden bu takviye, neden bu sabırsıklık. Tüketime doymayan insanlar. Herkes aynı tarzda giyiniyor, herkese sanki aynı firmalar sponsor olmuş. Herkesin üzerinde aynı eşofmanlar, aynı t-shirtler. Göğsünden ok, timsah fırlamayanları veya üç çubuğu olmayanları eşofmandan, t-shirtden sayıp, giymiyor sanırım kimse.
Ve bu görüntülerin arasında iÅŸe veya bir yerlere yetiÅŸmeye çalışan insanlar. Sürekli böyle, sürekli stres. Hayır stres yapıp offlayıp pufflamak yolu mu kısaltıyor? Yoksa varacağınız yere daha mı çabuk ulaÅŸtırıyor. EÄŸer öfkenizin, sabırsızlığınızın size bir faydası yoksa, inanın kimseye bir faydası yok. Daha çok sizinle birlikte diÄŸer insanların da canını sıkıyor, içini bunaltıyorsunuz. Bilmem kaç Btu‘luk hava akımı oluÅŸturan
offlardan ben bunaldım
Takım elbise giymekle resmi olunduğunu zanneden zihniyeti de sorguladım. Herkes takım elbiseli, herkes jilet gibi. Peki ne kadarı gerçekten resmi. Herkes belli kalıpların arkasına saklanmış, belli şekillere girmek için hazır paketlere sarılmış durumda. Gençlerde de aynı durum hakim. Yeni nesilde, gençleri birbirinden ayırtetmek imkansız hale geldi. Aynı Çinliler gibi, herkes tek tip oldu. Aynı giyim tarzları, aynı saç şekilleri, aynı hareketler, aynı espriler. Yeni nesilden kızlarımızın hali gerçekten çok kötü. Çanta taşımak için kolları kireçlenecek diye üzülüyorum. Hayır ya kolu kırılanlar gibi, kollarını alçı askılığına alsınlar, ya da başka bir çözüm düşünülsün. Kol hep sabit ve yukarı doğru kaldırılmış, sanki birşey işaret ediyor gibi, ve o kola takılmış dize kadar gelen bir bavul, tabiri caizse.
Herkes birbirine benzerken, farklı olmaya çalışan insanlarımızı da anlayabilmiş değilim. Hayır farklı olduğunu zanneden kişiler, belli bir gruptan ayrılıyor, ancak başka bir gruptaki insanlarla aynı oluyorlar bu sefer. Bu sanırım bir kısır döngü. Kalıpların dışına çıkamayan insanlarımız, orjinal şeyler üretme konusunda da yerinde sayıyor maalesef. Kendini farklı görüp, kendini halktan ayırmaya çalışan zihniyeti de sorguluyorum.
“Hepimiz aynı bokun taşıyıcılarıyız” sonuçta. Hepimiz aynı dünyanın besinlerinden faydalanıyoruz ve hepimiz aynı boku üretip, içimizde taşıyoruz. Hepimizin soluduÄŸu hava aynı. KeÅŸke daÄŸda çoban olsaydım da oradaki temiz havayı soluyabilseydim. Burada hergün sigara içen birinden farksızım.
Eskiden temiz hava vardı, yeşillik alanlar, gidilecek sakin mekanlar. Artık heryer birbirinin aynısı, aynı dekorlar, aynı kalabalık. Her yer betonla, binayla doldu. Yaşam merkezi diye bize yutturmaya çalıştıkları, aslında başka beton hapishaneler. Apartmanlar o kadar yakın yapılıyor ki, camdan bakınca komşunuzun salonunda ne yaptığını, istemediğiniz halde, görüyorsunuz. Camı açıp dışarı bakmanın bir anlamı yok, temiz hava gelmesini beklemediğimiz gibi, artık dışarı bakınca manzara görmeyi de beklemiyoruz. Bence yeni binalar yapılırken cam konulmasına gerek yok. Camların olduğu yerde ekran koruyucu tarzında değişebilen sanal görüntüler olsun, hava zaten alamıyoruz. Klimalar ve filtreleri sayesinde havayı ciğerlerimize
biraz olsun çekebilip serinleyebiliyoruz. Yeni binalarda ayrıca en alt kat daire şeklinde değil halka açık, geçilebilecek şekilde tasarlanmalı. Binalarda daireler 2. kattan başlamalı mesela. Çünkü geçecek, yürüyecek yer kalmadı. Binalar yüzünden arka sokağıma geçebilmek için 5 dk yürümek zorunda kalıyorum. Düşünsenize, iyi fikir değil mi
Sonumuzda bunları görüyorum, hadi hayırlısı.
Yazıyı bitirmeden önce de Tiesto‘dan bahsedeyim de o konu havada kalmasın. Tiesto şöyle müzik yapıyor, şöyle çoÅŸturuyor, şöyle süper filan demeyin boÅŸuna. Bir kere Tiesto müzik filan yapmıyor. Varolan müzikleri harmalıyor. Eskiden müzik dinliyorduk, artık sadece müzik dinliyoruz, içi boÅŸaltılÅŸmış müzikleri. Daha güzel DJ‘ler yok mu? Elbetteki var. DJ Shadow‘un “Private Press” albümünü hala daha dinliyorum, mükemmel bir albüm. John Digweed, Paul Oakenfold, Sasha‘nın yaptığı müziklere asla laf söylemem, çok baÅŸarılı hepsi. Tiesto iyi çoÅŸturuyor doÄŸru, sahne ÅŸovu da süper. Ama insanları o kadar içirip, o kadar uyuÅŸturursanız, çay kaşığı şıkırtısına bile sallatırsınız ![]()
E-mail ile takip et

2 Yorumlar
at 23:33 - 20th Nisan 2008 Permalink
Pek bi ceza dinler gördüm seni.
…
Balığın halini pişmiş aşına bakta gör
…
O beğenmediğim kelimeyi yazmak istemiyorum ama anlaman için bir cümle yazıyorum
Kızlarımıza gelince; sana katılıyorum. Erkek olmanın güzelliÄŸi bu iÅŸte: yanında makyaj malzemesi, bizimkinin iki katı cüzdan, parfüm vs. taşımamak. Hele o atalarımızın içine tezek istiflediÄŸi çuvaldan bozma çuval boyutlarındaki çantalar yok mu? AÄŸlayasım geliyor, onlar için aÄŸlayasım geliyor. Onlar taşıyor ben acı çekiyorum. Saçlar sarı, gözlerde RayBan gözlük, kollarda aynı çanta. Hepsi de kusuntu tadında. Bana 3 metre, 5 metre hatta 5 kilometre uzak olsunlar. Allah’a da ne kadar yakın olabilirler bilemiyorum???
at 09:07 - 21st Nisan 2008 Permalink
off off bu nasıl bir yazı. Ya ben bu psikolojiyi biliyorum. işten ayrılma psikolojisi bu :)). Yeni bir işe girmenin verdiği stres. Fatihle spor yapan teyzelere yaptığınız esprileri ve ortamı tahmin edebiliyorum
kopmuşsunuzdur. Bu arada kızlar konusuna gelince bence gayet güzel oluyorlar erkeklerde bayılıyor. Temiz hava konusunda ise kesinlikle katılıyorum. Hepimiz istanbulu şikayet ediyoruz ama istanbuldanda vazgeçemiyoruz. Herşeye rağmen seviyoruz kendisini sahili yeter.
Yorum Yaz